Uyuyamıyorum ne yapmalıyım? Uyku problemleri ve nedenleri
Uyuyamıyorsanız önce uykuyu zorlamayı bırakın: Yatakta uzun süre uyanık kaldığınızda kalkın, loş ışıkta sakin bir şey yapın ve uykunuz gelince geri dönün. Her sabah aynı saatte kalkın, öğleden sonra kafeinden ve akşam alkolden kaçının. Sorun haftada en az üç gece, üç aydan uzun sürüyorsa bu kronik uykusuzluktur; ilk tercih edilen tedavi bilişsel davranışçı terapidir.
Uyuyamıyorum, ne yapmalıyım?
İlk adım, uykuyu zorlamamaktır. Yatakta uzun süre uyanık kalıp döndüğünüzü fark ettiğinizde kalkın, başka bir odada loş ışıkta sakin bir şey yapın ve uykunuz gelince yatağa dönün. Saate bakmayın. Gece ne kadar az uyumuş olursanız olun, her sabah aynı saatte kalkın. Bu adımlar, uykusuzluk tedavisinde kullanılan yöntemlerin temelidir.
Gece yarısını çoktan geçmiş. Ev sessiz, herkes uyuyor; siz tavana bakıyorsunuz ve yarınki toplantıyı, Türkiye’deki annenizin sağlığını ya da bekleyen faturaları düşünüyorsunuz. Her geçen dakika, “şimdi uyumazsam yarın mahvolurum” düşüncesini büyütüyor. Bu durum çok yaygındır ve çoğu zaman tehlikeli değildir; ama haftalarca sürdüğünde hayatın her alanına sızar.
Almanya’da yapılan temsilî bir sağlık araştırmasında yetişkinlerin yaklaşık üçte biri, son dört hafta içinde klinik açıdan önemli olabilecek uykuya dalma ya da uykuyu sürdürme sorunları bildirmiştir.[3] Yani gece uyanık yatan tek kişi siz değilsiniz. Aşağıdaki adımlar, Avrupa uykusuzluk kılavuzunun ilk tercih olarak önerdiği tedavinin, yani uykusuzluğa yönelik bilişsel davranışçı terapinin (BDT-U), gündelik hayata taşınabilen parçalarıdır.[1]
Bu gece deneyebileceğiniz beş şey
- Uykuyu kovalamayı bırakın. Uyumak için ne kadar çabalarsanız, beyniniz o kadar uyanık kalır. Amacınız uyumak değil, dinlenmek olsun.
- Saati görünmez yapın. Telefonu ve saati yüzü aşağı çevirin. Saati kontrol etmek, “kaç saat kaldı” hesabını ve onunla birlikte kaygıyı başlatır.
- Uyanık yatmayın. Uzun süredir uyanık olduğunuzu hissettiğinizde kalkın, loş ışıklı bir odada sıkıcı ve sakin bir şey yapın; uykunuz geldiğinde yatağa dönün.
- Düşünceleri kâğıda bırakın. Kafanızda dönen işleri yatmadan önce bir deftere yazın ve kendinize “yarın bakacağım” deyin.
- Sabah aynı saatte kalkın. Kötü bir geceden sonra uzun uyumak cazip gelir; ama sabit bir kalkış saati, iç saatinizi en güçlü biçimde ayarlayan alışkanlıktır.

Uykusuzluk (insomnia) nedir, ne zaman bir sorun sayılır?
Uykusuzluk; uykuya dalmakta, uykuyu sürdürmekte ya da sabah çok erken uyanmakta zorlanmak ve bunun gündüz yorgunluk, dikkat ya da ruh hâli sorunlarına yol açmasıdır. Ara sıra kötü geçen geceler normaldir. Şikâyetler haftada en az üç gece ve en az üç ay boyunca sürüyorsa, uzmanlar kronik uykusuzluktan, yani insomni bozukluğundan söz eder.
Avrupa Uyku Araştırmaları Derneği’nin 2023’te güncellenen kılavuzuna göre insomni, Avrupa’daki yetişkinlerin yüzde 10’una kadarını etkileyen çok yaygın bir bozukluktur.[1] Almanya’daki temsilî araştırmada gündüz yorgunluk ya da bitkinlik gibi etkiler de hesaba katıldığında insomni sendromunun yaygınlığı yüzde 5,7 bulunmuş; kadınlar erkeklere göre iki kat daha sık etkilenmiştir.[3] Farklı tanımları karşılaştıran bir derlemede ise klinik tanı ölçütlerini karşılayan uykusuzluk oranı yaklaşık yüzde 6 olarak verilmiştir.[5]
Bu rakamlar önemli bir ayrımı gösteriyor: Uyku sorunu yaşayan pek çok kişi vardır, ama bunların yalnızca bir kısmı bir bozukluk tanısı alır. Fark, sürede ve gündüze etkisindedir. Almanya’da 2025’te güncellenen S3 uykusuzluk kılavuzu da tanımı, Dünya Sağlık Örgütü’nün hastalık sınıflaması ICD-11’e dayandırır.[2]
| Özellik | Ara sıra kötü uyku | Kronik uykusuzluk (insomni) |
|---|---|---|
| Sıklık | Birkaç gecede bir, çoğu zaman belirli bir olayın ardından | Haftada en az üç gece[1] |
| Süre | Birkaç gün ya da birkaç hafta | En az üç ay[1] |
| Gündüze etkisi | Bir gün yorgunluk, ardından toparlanma | Süregelen yorgunluk, dikkat ve ruh hâli sorunları |
| Uyku hakkında düşünceler | Pek düşünülmez | Akşam olunca “bu gece de uyuyamayacağım” kaygısı |
| Ne yapılabilir? | Uyku alışkanlıklarına dikkat etmek çoğu zaman yeter | Hekime başvurmak; ilk tercih edilen tedavi BDT-U[1] |
Uyku ihtiyacı kişiden kişiye değişir. Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi ile Uyku Araştırmaları Derneği’nin ortak uzlaşı bildirisine göre sağlıklı yetişkinlerin düzenli olarak gecede en az 7 saat uyuması önerilir.[9] Yine de daha kısa uyuyup gündüz dinç olan biri, uzun süre yatakta kalıp yorgun uyanan birinden daha az “uykusuz”dur. Asıl ölçüt saat değil, gündüz nasıl hissettiğinizdir.
Uyuyamamanın nedenleri nelerdir?
Uykusuzluk çoğu zaman tek bir nedene bağlı değildir. Stres, kaygı, üzüntü, vardiyalı çalışma, kafein ve alkol, ağrı ya da bazı ilaçlar uykuyu bozabilir. Başlangıçtaki neden geçse bile sorun sıklıkla sürer, çünkü yatakta uyanık yatmak, uzun şekerlemeler ve “uyuyamayacağım” kaygısı uykusuzluğu besleyen bir döngü oluşturur.
Uzmanlar uykusuzluğu genellikle üç katmanda düşünür: kişiyi yatkın kılan etkenler (örneğin kaygıya eğilimli bir mizaç), sorunu başlatan olaylar (bir taşınma, bir kayıp, işte yoğun bir dönem) ve sorunu sürdüren alışkanlıklar. Tedavide en çok üçüncü katmanla çalışılır, çünkü değiştirilebilen kısım odur.
- Stres ve kaygı: Gün içinde ertelenen düşünceler, başınız yastığa değdiği anda sırayla gelir. “Kafam susmuyor” cümlesi, uykusuzluğun en sık anlatımıdır.
- Ruh hâli: Üzüntü ve depresyon, özellikle sabah çok erken uyanmayla birlikte görülebilir. Bu bağlantıyı aşağıda ayrıca ele alıyoruz.
- Vardiyalı ve gece çalışması: Lojistik, sağlık, temizlik ya da üretimde çalışan pek çok kişi için iç saat ile iş saati sürekli çatışır.
- Kafein, nikotin ve alkol: Akşam içilen kahve ya da çay, sigara ve “uyumama yardım eder” diye içilen alkol uykuyu bölebilir.
- Bedensel nedenler: Ağrı, reflü, tiroid sorunları, menopoz, sık idrara çıkma, horlama ve uykuda nefes durması ya da huzursuz bacaklar uykuyu bozabilir. Bunlar için hekim muayenesi gerekir.
- İlaçlar: Bazı tansiyon, astım ya da antidepresan ilaçları uykuyu etkileyebilir. İlacınızı kendi başınıza bırakmayın; hekiminize sorun.
Türkiye’de 4.758 yetişkinin verileriyle yapılan ulusal bir uyku araştırmasında uykusuzluk; ileri yaş, düşük gelir, sigara içme ve dikkat çekici biçimde akşam çay içme alışkanlığıyla ilişkili bulunmuştur.[4] Akşam demlenen çay pek çok Türk evinde günün en sevilen anıdır. Bunu bırakmak zorunda değilsiniz; ama uyku sorununuz varsa akşamları açık ya da kafeinsiz bir seçeneği denemek anlamlı olabilir.
Almanya’daki araştırmada düşük sosyal statüdeki kişilerin insomni riski belirgin biçimde yüksek bulunmuştur (olasılık oranı 3,44).[3] Yurt dışında yaşamak da kendi yüklerini getirir: dil, oturum ve iş kaygıları, uzaktaki aile için endişe, Türkiye’deki yakınlarla saat farkı yüzünden geç saatlere kayan telefon görüşmeleri. Bunlar tek başına bir hastalık değildir; ama uykuyu en çok zorlayan gündelik yükler arasındadır.

Uykusuzluk depresyon ve kaygıyla nasıl bağlantılı?
Bağlantı iki yönlüdür. Depresyon ve kaygı uykuyu bozar; uzun süren uykusuzluk da ileride depresyon geliştirme olasılığını artırır. Uzunlamasına çalışmaları birleştiren bir meta-analizde uykusuzluk yaşayanlarda sonradan depresyon görülme olasılığı, uyku sorunu olmayanlara göre yaklaşık 2,6 kat yüksek bulunmuştur. Bu yüzden uykuyu ciddiye almak, ruh sağlığını korumanın da bir parçasıdır.
Baglioni ve arkadaşlarının 2011’de yayımladığı meta-analiz, uykusuzluğun depresyonu öngörüp öngörmediğini araştıran 21 uzunlamasına çalışmayı bir araya getirmiştir. Birleştirilmiş olasılık oranı 2,60 (yüzde 95 güven aralığı 1,98 ile 3,42) bulunmuştur.[6] Ohayon’un epidemiyolojik derlemesi de uykusuzluğun sürmesinin yeni bir depresif dönemin ortaya çıkmasıyla ilişkili olduğunu bildirir.[5] Bu, her uykusuz gecenin depresyona yol açacağı anlamına gelmez; ama haftalardır süren bir uykusuzluğun “nasılsa geçer” diye beklenmemesi gerektiğini gösterir.
Ters yön de aynı ölçüde önemlidir. Kaygı bozukluklarında uykuya dalmak zorlaşır, beden geceleri tetikte kalır. Depresyonda ise kişi çoğu zaman sabahın erken saatlerinde uyanır ve tekrar uyuyamaz. Kaygı ve depresyonun diğer belirtilerini Anksiyete bozukluğu belirtileri ve Depresyon belirtileri yazılarında ayrıntılı olarak anlattık.
Uyku sorunu hangi durumlarda daha fazlasının işareti olabilir?
- Uykusuzlukla birlikte iki haftadan uzun süredir neredeyse her gün süren bir çökkünlük ya da isteksizlik varsa,
- Gece uyanmalarına çarpıntı, nefes darlığı ya da ani korku nöbetleri eşlik ediyorsa,
- Bir kayıp, kaza ya da sarsıcı bir olaydan sonra kabuslar ve irkilmeler başladıysa,
- Uyuyamadığınız gecelerde yaşamak istemediğiniz ya da kendinize zarar verme düşünceleri aklınızdan geçiyorsa.
Son madde sizin için geçerliyse lütfen randevu beklemeyin: Avrupa genelinde acil yardım numarası 112’dir; ülkelere göre kriz hatlarını bu yazının sonunda bulabilirsiniz.
Gece uyanıp tekrar uyuyamadığınızda ne yapmalısınız?
Yatakta dönüp durmak yerine kalkın. Başka bir odada loş ışıkta kitap okumak ya da sakin bir müzik dinlemek gibi sıkıcı ve rahatlatıcı bir şey yapın; uykunuz geldiğinde yatağa dönün. Saate ve telefona bakmayın. Bu yöntem uyaran kontrolü olarak bilinir ve amacı, yatağın beyninizde yeniden uykuyla eşleşmesini sağlamaktır.
Uykusuzluk sürdükçe yatak, beynin gözünde uyku yeri olmaktan çıkar ve uğraşma, düşünme ve kaygılanma yerine dönüşür. Pek çok kişi koltukta televizyon karşısında uyuklarken, yatağa geçer geçmez gözlerinin açıldığını anlatır. Uyaran kontrolü bu öğrenilmiş bağı çözmeyi hedefler: Yatak yalnızca uyku ve cinsellik için kullanılır; uyanık geçen zaman yataktan dışarıya taşınır.
Gece uyanınca adım adım
- Uyandığınızda saate bakmayın. Gecenin kaçı olduğunu bilmek, uykuya dönmeyi kolaylaştırmaz.
- Birkaç kez sakin ve yavaş nefes alın; omuzlarınızı ve çenenizi gevşetin.
- Uyku gelmiyor ve huzursuzluk artıyorsa kalkın. Işığı loş tutun, ekranlardan uzak durun.
- Sıkıcı ve sakin bir şey yapın: basılı bir kitap, bir bulmaca, çamaşır katlamak.
- Göz kapaklarınız ağırlaştığında yatağa dönün. Gerekirse bunu aynı gece birkaç kez tekrarlayın.
- Sabah, gece ne olursa olsun, her zamanki saatte kalkın ve gün içinde uzun şekerleme yapmayın.
İlk gecelerde bu yöntem yorucu gelebilir; birkaç gün biraz daha az uyuyabilirsiniz. Bu beklenen bir durumdur: Uyku baskısı arttıkça uyku genellikle daha derin ve bütünlüklü hâle gelir. Uyaran kontrolü ve uyku kısıtlaması gibi yöntemler, özellikle uykusuzluğa başka bir hastalık eşlik ediyorsa, bir uzmanla birlikte uygulanmalıdır.
Kafanızda dönen düşünceler için bir “endişe zamanı” da yardımcı olabilir: Akşamın erken bir saatinde kısa bir zaman ayırıp aklınızdaki dertleri ve yapılacakları yazın. Gece aynı düşünce geldiğinde kendinize “bunu yazdım, yarın bakacağım” diyebilirsiniz. Düşünceyi bastırmaya çalışmak yerine ona bir yer ve zaman vermek, çoğu kişiye daha kolay gelir.

Gün içindeki hangi alışkanlıklar uykuyu etkiler?
Uyku, gece değil sabah başlar. Her gün aynı saatte kalkmak, gün ışığına çıkmak ve hareket etmek uykuyu destekler. Öğleden sonra kafein, akşam alkol, ağır yemek ve yatakta uzun ekran süresi ise uykuyu bölebilir. Bir çalışmada yatmadan altı saat önce alınan kafein bile ölçülen toplam uyku süresini bir saatten fazla kısaltmıştır.
Drake ve arkadaşlarının 2013’te yayımladığı küçük ama sık alıntılanan bir çalışmada 12 sağlıklı katılımcı, yatmadan 0, 3 ya da 6 saat önce 400 mg kafein ya da plasebo almıştır. Yatmadan 6 saat önce alınan kafein bile, cihazla ölçülen toplam uyku süresini bir saatten fazla kısaltmıştır; katılımcıların kendi değerlendirmeleri ise bu kaybı yansıtmamıştır.[10] Yani “kahve bana dokunmuyor” hissi, uykunun gerçekten etkilenmediği anlamına gelmeyebilir.
Alkolde de benzer bir yanılgı vardır. 20 çalışmayı inceleyen 2013 tarihli bir derlemeye göre alkol, her dozda uykuya dalmayı hızlandırır; ama gecenin ikinci yarısında uykuyu daha fazla böler. Yazarlar alkolün daha iyi uyunduğu izlenimi yarattığını, bu nedenle bir uyku aracı olarak kullanılmaması gerektiğini vurgular.[11]
| Alışkanlık | Uykuya etkisi | Deneyebileceğiniz değişiklik |
|---|---|---|
| Öğleden sonra ve akşam kahve, kola, enerji içeceği | Yatmadan 6 saat önce bile uykuyu kısaltabilir[10] | Kafeinli içecekleri günün erken saatlerine alın |
| Akşam demli çay | Türkiye’deki araştırmada akşam çayı uykusuzlukla ilişkili bulunmuştur[4] | Akşamları açık, kafeinsiz ya da bitki çayı |
| “Uyumak için” bir kadeh | Uykuya dalmayı hızlandırır, gecenin ikinci yarısını böler[11] | Alkolü uyku aracı olarak kullanmayın |
| Hafta sonu öğlene kadar uyumak | İç saati kaydırır, pazar gecesi uykuya dalmayı zorlaştırır | Hafta sonu da benzer saatte kalkın |
| Gün içinde uzun şekerleme | Gece için gereken uyku baskısını azaltır | Şekerlemeyi kısa tutun, akşamüstüne bırakmayın |
| Yatakta telefon ve dizi | Uyanık kalma süresini uzatır, yatağı uyanıklıkla eşleştirir | Telefonu yatak odasının dışında şarj edin |
Bu öneriler “uyku hijyeni” olarak bilinir. Tek başına uygulandığında kronik uykusuzluğu çoğu zaman gidermez; ama aşağıda anlatılan terapinin bir parçası olarak sağlam bir zemin hazırlar. Değişiklikleri hepsini birden değil, birer birer deneyin ve birkaç hafta boyunca bir uyku günlüğüyle neyin fark yarattığını izleyin.

Uykusuzluk nasıl tedavi edilir, uyku ilacı çözüm mü?
Kronik uykusuzlukta Avrupa ve Almanya kılavuzlarının ilk önerisi ilaç değil, uykusuzluğa yönelik bilişsel davranışçı terapidir (BDT-U). Bu terapi yüz yüze ya da dijital olarak uygulanabilir. Uyku ilaçları ise terapi yeterli gelmediğinde, kısa süreli ve hekim kontrolünde düşünülür. Avrupa kılavuzu birçok uyku ilacı için dört haftayı aşmayan bir kullanım önerir.
BDT-U, birkaç bileşeni bir araya getiren yapılandırılmış bir tedavidir: uyku hakkında bilgilendirme, uyaran kontrolü, uyku kısıtlaması (yatakta geçen süreyi geçici olarak gerçek uyku süresine yaklaştırmak), gevşeme teknikleri ve uykuyla ilgili kaygı verici düşüncelerle çalışma. Avrupa kılavuzu BDT-U’yu her yaştaki yetişkinler için, yüz yüze ya da dijital olarak, ilk basamak tedavi olarak önerir.[1] Almanya’nın 2025’te güncellenen S3 kılavuzu da kronik uykusuzlukta BDT-U’nun ilk tedavi olarak sunulmasını önerir.[2]
Etkisi araştırmalarla desteklenir. 20 çalışmayı ve 1.162 katılımcıyı kapsayan 2015 tarihli bir meta-analizde BDT-U, uykuya dalma süresini ortalama yaklaşık 19 dakika, gece uyanık geçen süreyi yaklaşık 26 dakika kısaltmıştır; yazarlar etkilerin sonraki ölçümlerde de sürdüğünü bildirmiştir.[7] İnternet üzerinden uygulanan BDT-U’yu inceleyen bir meta-analizde ise etkilerin yüz yüze tedavide görülenlerle karşılaştırılabilir olduğu ve 4 ile 48 haftalık izlemde genellikle korunduğu bulunmuştur.[8]
Bu terapinin genel mantığını ve bir seansın nasıl geçtiğini Bilişsel davranışçı terapi nedir? yazısında anlattık. Uykusuzlukta terapi çoğu zaman birkaç haftalık, hedefi belli bir çalışmadır: Birlikte bir uyku günlüğü tutulur, yatma ve kalkma saatleri adım adım ayarlanır, geceleri büyüyen düşüncelere bakılır.
Uyku ilaçları hakkında bilmeniz gerekenler
- Kısa süreli kullanım: Avrupa kılavuzuna göre benzodiazepinler, benzodiazepin reseptör agonistleri (“Z ilaçları”), daridoreksant ve düşük dozda sedatif antidepresanlar kısa süreli tedavide, yani dört haftaya kadar kullanılabilir.[1]
- Önerilmeyenler: Aynı kılavuz antihistaminik ilaçları, antipsikotikleri, hızlı salınımlı melatonini ve bitkisel preparatları uykusuzluk tedavisi için önermez.[1]
- Kendi başınıza başlamayın ve bırakmayın: Reçeteli uyku ilaçları alışkanlık yapabilir; dozu artırmak ya da ilacı birden kesmek hekiminizle konuşulmalıdır.
- Türkiye’den getirilen ya da tavsiyeyle alınan ilaçlar: Akraba ya da arkadaş önerisiyle kullanılan ilaçlar, aldığınız diğer ilaçlarla etkileşebilir. Hekiminize mutlaka söyleyin.
Almanya’da ve Avrupa’da uyku sorunları için nereye başvurabilirsiniz?
İlk adres aile hekiminizdir (Hausarzt, huisarts, médecin traitant). Hekim bedensel nedenleri ve ilaçları değerlendirir, gerekirse bir uyku merkezine ya da psikoterapiye yönlendirir. Almanya’da 116 117 numarasından psikoterapi ilk görüşmesi için randevu alınabilir. Türkçe konuşan terapist az olduğundan online Türkçe terapi, şehirden bağımsız bir seçenektir; ücretini genellikle kişi kendisi öder.
- Aile hekimi: İki haftalık bir uyku günlüğünü (yatma, kalkma ve gece uyanma saatleri) yanınızda götürmek görüşmeyi kolaylaştırır. Kan değerleri, tiroid ve kullandığınız ilaçlar kontrol edilebilir.
- Uyku laboratuvarı (Schlaflabor): Almanya’daki S3 kılavuzuna göre uyku laboratuvarında yapılan ölçüm (polisomnografi), özellikle uykuda nefes durması gibi bedensel bir uyku bozukluğundan haklı olarak şüphelenildiğinde kullanılır.[2] Her uykusuzluk için gerekmez.
- 116 117 (Almanya): Kasa sigortalılar için psikoterapi ilk görüşmesi (psychotherapeutische Sprechstunde) randevusu bu hattan ya da internet sitesinden alınabilir; tedaviye başlamak bölgeye göre haftalar sürebilir.
- Hollanda, Belçika, Fransa, Avusturya: Yol yine aile hekiminden geçer; yönlendirmeyle sigorta kapsamında sınırlı sayıda seans mümkündür, ancak Türkçe konuşan uzman sayısı azdır.
- Vardiyalı çalışanlar: İş yeri hekimi (Betriebsarzt) de uyku sorunları ve çalışma saatleri konusunda danışabileceğiniz bir kişidir.
Uyku sorunlarını anlatmak, duyguları anlatmaktan daha kolay görünür; ama konuşma çoğu zaman uykunun ardındaki kaygıya, yasa ya da yalnızlığa varır. Bunu ikinci bir dilde yapmak ayrı bir yüktür. Almanya’da psikoterapiye hangi yollardan ulaşılabileceğini Almanya psikolog seans ücreti kim öder? yazısında, uyku sorunlarında Türkçe online desteği ise uyku problemleri sayfamızda anlattık.
Ne zaman hekime gitmelisiniz?
- Uyku sorunu üç aydan uzun sürüyor ve gündüz işinizi, ilişkilerinizi ya da dikkatinizi etkiliyorsa,
- Yüksek sesle horluyor, uykuda nefesiniz duruyor ya da gün içinde istemeden uyukluyorsanız (özellikle araç kullanırken),
- Akşamları bacaklarınızda kıpır kıpır, hareket ettirme isteği yaratan bir his oluyorsa,
- Uyku ilaçlarını haftalardır kullanıyor ve bırakamıyorsanız,
- Uykusuzluğa çökkünlük, yoğun kaygı ya da kendinize zarar verme düşünceleri eşlik ediyorsa.

Uyuyamıyorum ne yapmalıyım? Kısa cevaplar
Gün içinde uzun bir şekerlemeyle telafi etmeye çalışmayın ve akşam erkenden yatmayın; her zamanki saatinizde yatın. Bir gecelik uykusuzluk can sıkıcıdır ama tehlikeli değildir. Araç kullanmak gibi dikkat isteyen işlerde özenli olun. Uyku baskısı biriktiği için ertesi gece genellikle daha kolay uyunur.
Uzman dernekleri sağlıklı yetişkinler için düzenli olarak gecede en az 7 saat uyumayı önerir. Yine de ihtiyaç kişiden kişiye değişir. Önemli olan saat sayısından çok, sabah dinlenmiş uyanmanız ve gün içinde işinizi ve ilişkilerinizi sürdürebilmenizdir.
Bozabilir. Siyah çay kafein içerir ve Türkiye’de yapılan geniş bir araştırmada akşam çay içme alışkanlığı uykusuzlukla ilişkili bulunmuştur. Herkes aynı şekilde etkilenmez; uyku sorununuz varsa birkaç hafta akşamları açık, kafeinsiz ya da bitki çayı içerek farkı gözlemleyebilirsiniz.
Avrupa uykusuzluk kılavuzu hızlı salınımlı melatonini ve bitkisel preparatları uykusuzluk tedavisi için önermez. Uzun salınımlı melatonin yalnızca 55 yaş ve üzerindeki kişilerde, sınırlı bir süre için bir seçenek olarak görülür. Herhangi bir ürüne başlamadan önce hekiminize ya da eczacınıza danışın.
Bazı uyku ilaçları, özellikle benzodiazepinler ve benzerleri, uzun süre kullanıldığında alışkanlık yapabilir ve bırakıldığında uykusuzluk geçici olarak artabilir. Bu yüzden Avrupa kılavuzu bu ilaçları kısa süreli, yani dört haftaya kadar önerir. İlacı birden kesmek yerine bir azaltma planını hekiminizle yapın.
Olabilir, ama her zaman değil. Uyku bozukluğu depresyonun sık görülen belirtilerinden biridir; uzun süren uykusuzluk ise ileride depresyon olasılığını artırabilir. Uykusuzluğa iki haftadan uzun süren çökkünlük ya da isteksizlik eşlik ediyorsa bir uzmanla konuşmanız yararlı olur.
Araştırmalar umut verici: İnternet üzerinden uygulanan bilişsel davranışçı terapinin uykusuzluktaki etkisi, bir meta-analizde yüz yüze tedaviyle karşılaştırılabilir bulunmuştur. Avrupa kılavuzu da bu terapiyi yüz yüze ya da dijital olarak önerir. Türkçe konuşan bir psikologla görüntülü görüşme, bu yöntemi ana dilinizde uygulamanın bir yoludur.
Kaynaklar
- Riemann ve ark., Journal of Sleep Research (2023): The European Insomnia Guideline: An update on the diagnosis and treatment of insomnia 2023
- Spiegelhalder ve ark., DGSM / AWMF S3 kılavuzu (2025): S3-Leitlinie Insomnie bei Erwachsenen, Update 2025 (AWMF-Register 063-003)
- Schlack ve ark., Bundesgesundheitsblatt (Robert Koch Enstitüsü, DEGS1) (2013): Häufigkeit und Verteilung von Schlafproblemen und Insomnie in der deutschen Erwachsenenbevölkerung
- Benbir Şenel ve ark., Psychiatry and Clinical Neurosciences (2015): Prevalence of insomnia and its clinical correlates in a general population in Turkey
- Ohayon, Sleep Medicine Reviews (2002): Epidemiology of insomnia: what we know and what we still need to learn
- Baglioni ve ark., Journal of Affective Disorders (2011): Insomnia as a predictor of depression: a meta-analytic evaluation of longitudinal epidemiological studies
- Trauer ve ark., Annals of Internal Medicine (2015): Cognitive Behavioral Therapy for Chronic Insomnia: A Systematic Review and Meta-analysis
- Zachariae ve ark., Sleep Medicine Reviews (2016): Efficacy of internet-delivered cognitive-behavioral therapy for insomnia: a systematic review and meta-analysis of randomized controlled trials
- Watson ve ark., Journal of Clinical Sleep Medicine (2015): Recommended Amount of Sleep for a Healthy Adult: A Joint Consensus Statement of the American Academy of Sleep Medicine and Sleep Research Society
- Drake ve ark., Journal of Clinical Sleep Medicine (2013): Caffeine effects on sleep taken 0, 3, or 6 hours before going to bed
- Ebrahim ve ark., Alcoholism: Clinical and Experimental Research (2013): Alcohol and sleep I: effects on normal sleep
