İlk seansta ne konuşulur? Online terapiye hazırlık rehberi
İlk seansta psikolog sizi neyin getirdiğini, bu durumun ne zamandır sürdüğünü ve gündelik hayatınızı nasıl etkilediğini sorar. Ardından aileniz, sağlığınız, varsa önceki terapi deneyimleriniz ve beklentileriniz konuşulur. Gizlilik ve çalışma düzeni açıklanır. Ne kadarını anlatacağınıza siz karar verirsiniz; amaç bir tanı koymak değil, birbirinizi tanımak ve ortak bir hedef bulmaktır.
İlk seans nedir, sonraki seanslardan neden farklıdır?
İlk seans bir tanışma ve değerlendirme görüşmesidir. Psikolog henüz bir yöntem uygulamaz; önce sizi, yaşadığınız zorluğu ve hayatınızın genel resmini anlamaya çalışır. Sonraki seanslarda belirlenen hedef üzerinde çalışılır. İlk görüşmenin bir başka işi de sizin psikoloğu tanımanız ve onunla çalışmak isteyip istemediğinize karar verebilmenizdir.
Bir psikoloğa ilk kez gitmeye karar vermek çoğu insan için uzun bir sürecin sonudur. Aylarca “bir gün konuşurum” denir, sonra bir randevu alınır ve tam o sırada yeni bir kaygı başlar: Orada ne diyeceğim? Bana ne soracak? Ya anlatacak bir şey bulamazsam? Bu sorular çok yaygındır ve ilk seansın aslında ne işe yaradığını bilmek çoğu zaman bu kaygıyı belirgin biçimde azaltır.
Meslek dilinde ilk seansa çoğu zaman “ön görüşme”, “değerlendirme görüşmesi” ya da İngilizcedeki adıyla “intake” denir. Bu görüşmenin üç amacı vardır. Birincisi, sizi buraya getiren konuyu ve onun hayatınızdaki yerini anlamak. İkincisi, psikoloğun size nasıl yardımcı olabileceğine dair bir ilk fikir oluşturmak. Üçüncüsü, sizinle psikolog arasında güvenli bir çalışma ilişkisinin temelini atmak.
Bu yüzden ilk seans, sonraki seanslardan biraz daha “soru ağırlıklı” geçer. Psikolog daha çok sorar, siz daha çok anlatırsınız. Sonraki görüşmelerde bu denge değişir: Belirlenen hedefe göre birlikte düşünülür, yeni bakış açıları denenir, gerekiyorsa seanslar arasında küçük alıştırmalar yapılır. İlk seansta ise henüz kimse sizden bir şeyi değiştirmenizi beklemez.
İlk seansın belki de en az bilinen tarafı şudur: Bu görüşme yalnızca psikoloğun sizi değil, sizin de psikoloğu değerlendirdiğiniz bir görüşmedir. Kendinizi anlaşılmış hissediyor musunuz, konuşurken rahatlıyor musunuz, sorularınız ciddiye alınıyor mu? Bu soruların yanıtları, terapinin nasıl devam edeceği için en az psikoloğun notları kadar önemlidir.
İlk seansta ne konuşulur, psikolog hangi soruları sorar?
İlk seansta genellikle şu konular konuşulur: sizi şimdi neyin getirdiği, sorunun ne zamandır sürdüğü, uyku, iş ve ilişkiler gibi gündelik hayatınıza etkisi, aileniz ve geçmişiniz, bedensel sağlığınız ve kullandığınız ilaçlar, varsa önceki terapi deneyimleriniz, kendinize zarar verme düşüncelerinin olup olmadığı ve terapiden ne beklediğiniz. Sonunda gizlilik ve çalışma düzeni açıklanır.
Her psikoloğun kendine özgü bir tarzı vardır; bazıları yapılandırılmış sorularla ilerler, bazıları sizi önce serbestçe anlatmaya davet eder. Yine de ilk görüşmelerde hemen her zaman benzer konulara değinilir. Aşağıdaki tablo, bu konuları ve psikoloğun neden sorduğunu özetliyor.
| Konu | Psikoloğun sorabileceği bir soru | Neden sorulur? |
|---|---|---|
| Başvuru nedeni | “Sizi şu an buraya getiren ne oldu?” | Neden şimdi yardım aradığınızı anlamak, çalışmanın çıkış noktasını belirler. |
| Sürenin ve seyrin öyküsü | “Bu durum ne zaman başladı, nasıl değişti?” | Yeni başlamış bir zorlukla yıllardır süren bir örüntü farklı ele alınır. |
| Gündelik hayat | “Uykunuz, işiniz, ilişkileriniz bundan nasıl etkileniyor?” | Sorunun hayatınızda ne kadar yer kapladığını gösterir. |
| Aile ve geçmiş | “Nasıl bir ailede büyüdünüz, şimdi kimlerle yaşıyorsunuz?” | Bugünkü tepkilerin kökleri çoğu zaman eski deneyimlerdedir. |
| Sağlık ve ilaçlar | “Bedensel bir hastalığınız ya da düzenli kullandığınız bir ilaç var mı?” | Bazı bedensel durumlar ruhsal belirtilere benzer; gerekirse hekime yönlendirme yapılır. |
| Önceki deneyimler | “Daha önce bir psikolog ya da psikiyatristle görüştünüz mü?” | Neyin işe yaradığını ve neyin yaramadığını bilmek zaman kazandırır. |
| Güvenlik | “Kendinize zarar vermeyi düşündüğünüz oldu mu?” | Her ilk görüşmede sorulan rutin bir sorudur; sizin güvenliğiniz önceliklidir. |
| Beklentiler | “Terapi sonunda hayatınızda neyin farklı olmasını isterdiniz?” | Ortak ve gerçekçi bir hedef, çalışmanın pusulası olur. |
Güvenlikle ilgili soru bazı danışanları ürkütür. “Bunu bana neden soruyor, öyle mi görünüyorum?” diye düşünebilirsiniz. Oysa bu soru herkese sorulur ve bir yargı içermez. Böyle düşünceleriniz varsa bunu söylemek, psikoloğun size doğru biçimde yardımcı olabilmesi için önemlidir; yoksa “hayır” demeniz yeterlidir.
Psikoloğun bu görüşmede not alması da olağandır. Notlar, sizi bir sonraki seansta hatırlamak ve verdiğiniz bilgileri doğru aktarmak içindir. Online görüşmelerde psikolog bazen kısa bir süre aşağıya bakar ya da yazar; bu, sizi dinlemediği anlamına gelmez.
Son olarak, ilk seansın sonunda çoğu psikolog kısa bir özet yapar: “Anladığım kadarıyla sizi en çok zorlayan şu…” gibi. Bu özet bir teşhis değildir. Onu düzeltebilir, eksik kalan bir şeyi ekleyebilirsiniz. İyi bir ilk görüşmenin işaretlerinden biri de tam olarak budur: Anlattıklarınızın doğru anlaşıldığını hissetmek.
İlk seansa nasıl hazırlanılır?
İlk seans için özel bir hazırlık gerekmez; soruları çoğunlukla psikolog sorar. Yine de birkaç küçük adım işinizi kolaylaştırır: sizi en çok zorlayan iki üç durumu kısaca not edin, kullandığınız ilaçların listesini yanınızda tutun, psikoloğa sormak istediğiniz soruları yazın ve görüşme saatinde rahatsız edilmeyeceğiniz sessiz bir yer ayarlayın.
Birçok kişi ilk seanstan önce “doğru” şeyleri söylemesi gerektiğini düşünür. Doğru ya da yanlış bir anlatım yoktur. Ama heyecanlandığınızda aklınızdakilerin bir anda kaybolması da çok olağandır. Aşağıdaki adımlar, bu ihtimale karşı küçük bir destek olabilir.
- Üç cümle yazın: “Şu an beni en çok zorlayan…”, “Bu en çok şu durumlarda oluyor…”, “Terapiden sonra şunun farklı olmasını isterim…” Bu üç cümle, görüşmenin başında takılırsanız size bir başlangıç noktası verir.
- Zaman çizelgesi düşünün: Zorlanmaya ne zaman başladığınızı ve o dönemde hayatınızda neler olduğunu (taşınma, iş değişikliği, ayrılık, bir kayıp) kabaca hatırlayın.
- İlaçlarınızı not edin: Düzenli kullandığınız ilaçların adını ve dozunu, varsa bilinen tanılarınızı bir kâğıda yazın.
- Kendi sorularınızı hazırlayın: “Nasıl çalışıyorsunuz?”, “Bu konuda deneyiminiz var mı?”, “Seanslar ne sıklıkta olur?” gibi. Bu soruları sormak tamamen yerindedir.
- Yeri ve zamanı ayarlayın: Online görüşmede kapısı kapanan bir oda, park etmiş bir araba ya da işyerinde boş bir toplantı odası yeterlidir. Kulaklık, konuşmalarınızın duyulma kaygısını azaltır.
- Önce ve sonra biraz zaman bırakın: Seanstan hemen önce ve hemen sonra başka bir randevu koymamaya çalışın. Görüşmeden sonra birkaç dakika kendinizle kalmak iyi gelir.
Bağlantı, program ve ödeme gibi teknik ayrıntıları burada tekrar etmiyoruz; bunları adım adım online terapi nasıl olur sayfasında anlattık. Bu yazı, o görüşmenin içinde neler konuşulduğuna odaklanıyor.

İlk seansta anlattıklarınız gizli kalır mı?
Evet. Psikologlar mesleki gizlilikle bağlıdır ve gizliliğin kapsamını ve sınırlarını genellikle ilk seansta açıklar. Sınırlar dardır: Sizin ya da bir başkasının hayatı ciddi tehlikedeyse psikolog harekete geçmek zorunda kalabilir. Avrupa Birliği’nde ruh sağlığına ilişkin bilgiler özel nitelikli kişisel veri sayılır ve ayrıca sıkı biçimde korunur.
Gizlilik, ilk seansta pek çok kişinin aklındaki en büyük sorudur, ama çoğu zaman sesli sorulmaz. “Ailem öğrenir mi?”, “İşverenim duyar mı?”, “Söylediklerim bir yere yazılıyor mu?” Bu soruları sormak hem hakkınızdır hem de psikoloğun yanıtlamaya hazır olduğu sorulardır.
Amerikan Psikoloji Derneği’nin etik ilkeleri, psikologların gizliliğin sınırlarını ilişkinin en başında, yani pratikte ilk görüşmede konuşmasını şart koşar; terapiye ilişkin bilgilendirilmiş onay da mümkün olan en erken zamanda alınmalıdır.[4] Avrupa’daki meslek kuralları da aynı ilkeye dayanır. Bu yüzden ilk seansın bir bölümü, bu çerçevenin açıklanmasına ayrılır.
Avrupa Birliği’nin Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR, Almanca DSGVO), sağlıkla ilgili verileri “özel kategorideki kişisel veriler” arasında sayar ve bunların işlenmesini yalnızca dar istisnalarla mümkün kılar.[5] Psikoloğun aldığı notlar ve görüşme kayıtları bu kurallara tabidir. Online görüşmede de bu böyledir.
Gizliliğin sınırları genellikle şöyle açıklanır: Kendinize ya da bir başkasına ciddi ve yakın bir zarar verme tehlikesi varsa, psikolog sizin ve başkalarının güvenliği için harekete geçebilir. Bunun dışında, sizin izniniz olmadan aileniz, işvereniniz ya da başka bir kurum görüşmelerinizin içeriğini öğrenmez.
İlk seansta her şeyi anlatmak zorunda mısınız?
Hayır. Ne kadarını, hangi hızda anlatacağınıza siz karar verirsiniz. Hazır olmadığınız bir konuya girmek zorunda değilsiniz; “Bunu şimdilik konuşmak istemiyorum” demek tamamen kabul edilebilir bir cümledir. İlk seansta ağlamak, uzun süre susmak ya da ne diyeceğini bilememek de çok olağandır ve iyi bir psikolog bunlara alanı zaten bırakır.
Terapi bir sorgu değildir. Psikoloğun sorduğu her soruyu ayrıntılı yanıtlamanız gerekmez. Özellikle utanç, travma ya da aile sırları gibi zor konularda, önce güvenin oluşmasını beklemek son derece anlaşılırdır. Pek çok kişi en önemli konuyu ancak üçüncü ya da dördüncü seansta açar. Bu, ilk seansların boşa geçtiği anlamına gelmez; tam tersine, o konuşmayı mümkün kılan zemini hazırlar.
Sık yaşanan kaygılar
- “Ya ağlarsam?” Terapi odasında ağlamak çok sık olur. Psikolog bunu bir sorun olarak görmez; ağlamak, konuştuğunuz şeyin sizin için önemli olduğunu gösterir.
- “Ya susarsam?” Sessizlik de konuşmanın bir parçasıdır. Ne diyeceğinizi bilmediğinizi söylemek, psikoloğun size yardım etmesi için yeterlidir.
- “Sorunum yeterince büyük değil.” Terapiye gitmek için hayatın dağılmış olması gerekmez. Sizi zorlayan bir şey varsa, o konuşmaya değerdir.
- “Ailemi kötülemiş olurum.” Aile hakkında konuşmak, aileyi suçlamak değildir. Amaç kimseyi yargılamak değil, sizin deneyiminizi anlamaktır.
- “Almanca kelimeler karışırsa?” Avrupa’da yaşayan pek çok kişi iki dili karıştırarak konuşur. Türkçe konuşan bir psikologla bu tamamen doğaldır; aklınıza ilk gelen kelimeyi kullanabilirsiniz.
Türk ailelerinde “ev içinde olan ev içinde kalır” anlayışı yaygındır. Bu yüzden bir yabancıya ailenizden söz etmek ilk başta sadakatsizlik gibi gelebilir. Bu duyguyu da ilk seansta dile getirebilirsiniz. Kültürü bilen bir psikolog, bu ikilemi açıklamanıza gerek kalmadan anlar ve sizi zorlamadan ilerler.
Psikoloğun size uygun olup olmadığını ilk seansta nasıl anlarsınız?
En önemli ölçüt, kendinizi dinlenmiş ve anlaşılmış hissedip hissetmediğinizdir. Araştırmalar, danışan ile terapist arasındaki çalışma ilişkisinin terapinin sonucuyla tutarlı biçimde bağlantılı olduğunu gösterir. İlk seanstan sonra kendinize şunu sorun: Bu kişiyle zor konuları konuşabileceğimi hissediyor muyum? Emin değilseniz bir iki seans daha deneyebilir ya da başka bir psikolog seçebilirsiniz.
Psikoterapi araştırmalarında “terapötik ittifak” ya da “çalışma ilişkisi” denen kavram, danışan ile terapistin hedefler ve yöntem üzerinde anlaşması ve aralarındaki güven bağı olarak tanımlanır. Flückiger ve arkadaşlarının 295 çalışmayı ve 30.000’den fazla danışanı kapsayan meta-analizi, bu ilişkinin gücü ile terapinin sonucu arasında tutarlı bir bağlantı bulmuştur (r = 0,28). Bağlantı internet üzerinden yürütülen terapide de hemen hemen aynı düzeydedir.[1]
Bu bulgu, ilk seansın neden önemli olduğunu açıklar. Ama bir ilişkinin ilk dakikada “tam oturması” gerekmez. Bazen ilk görüşme biraz yabancı geçer ve güven ikinci, üçüncü seansta kurulur. Önemli olan, yönün doğru olup olmadığıdır.
| Olumlu işaretler | Dikkat edilmesi gerekenler |
|---|---|
| Sözünüz kesilmeden dinlendiniz | Psikolog sizden çok kendinden söz etti |
| Sorularınız açık ve anlaşılır biçimde yanıtlandı | Sorularınız geçiştirildi ya da küçümsendi |
| Gizlilik ve çalışma düzeni açıklandı | Çerçeve hakkında hiçbir bilgi verilmedi |
| Hedefler birlikte konuşuldu | Size ne yapmanız gerektiği hemen söylendi |
| Kültürünüz ve dinî ya da ailevi değerleriniz saygıyla karşılandı | Değerleriniz yargılandı ya da alaya alındı |
| Gerçekçi bir dil kullanıldı | Kısa sürede kesin bir iyileşme vaat edildi |
İlk seansta psikoloğa sorabileceğiniz sorular
- Hangi yöntemlerle çalışıyorsunuz ve benim durumum için neyi düşünüyorsunuz?
- Bu konuda daha önce danışanlarla çalıştınız mı?
- Seanslar ne sıklıkta olur ve kabaca ne kadar süre görüşmeyi öngörürsünüz?
- Seanslar arasında bir şey yapmam beklenir mi?
- Gerekirse bir psikiyatriste ya da hekime yönlendirir misiniz?
Psikolog ile psikiyatrist arasındaki farkı ve ilaç gerektiğinde kime başvurulacağını ayrı bir yazıda anlattık: Psikolog ile psikiyatrist arasındaki fark. İlk seanstan sonra psikoloğunuzla devam etmek istemezseniz bu da tamamen sizin kararınızdır. Başka birini denemek bir başarısızlık değil, size uygun kişiyi aramanın doğal bir parçasıdır.

İlk seanstan sonra ne olur, kaç seans gerekir?
İlk seanstan sonra hafiflemiş, yorgun ya da biraz karışık hissetmek olağandır. Ardından psikologla birlikte görüşme sıklığına karar verilir; başlangıçta çoğu zaman haftada bir seans önerilir. Gereken seans sayısı kişiden kişiye değişir. Araştırmaları özetleyen bir derlemeye göre danışanların yarısının belirgin biçimde düzelmesi için genellikle 13 ile 18 seans gerekir.
İlk seansın ardından gelen duygular çok farklı olabilir. Bazı kişiler yıllardır taşıdıkları bir yükü ilk kez sesli söylemenin rahatlamasını yaşar. Bazıları ise yorgun, hatta biraz daha hüzünlü hisseder, çünkü uzun süredir bastırılan duygular yüzeye çıkmıştır. Her iki tepki de olağandır ve terapinin “işe yaramadığını” göstermez. Bu duyguları bir sonraki seansta konuşmak da değerlidir.
Kaç seans gerektiği sorusuna dürüst yanıt, “duruma göre değişir” olur. Yine de araştırmalar bir fikir verir. Hansen, Lambert ve Forman’ın psikoterapide seans sayısı ile etki arasındaki ilişkiyi inceleyen derlemesine göre, özenle yürütülen klinik çalışmalarda danışanların %57,6 ile %67,2’si ortalama 12,7 seans içinde düzelmiştir. Alandaki genel kanı, danışanların yarısının düzelmesi için 13 ile 18 seans gerektiği yönündedir.[2] Bu sayılar ortalamalardır; belirli bir konu için birkaç seans yeterli olabilir, uzun süredir devam eden zorluklarda daha uzun bir çalışma gerekebilir.
Terapinin erken bırakılması da araştırılmış bir konudur. Swift ve Greenberg’in 669 çalışmayı ve 83.834 danışanı kapsayan meta-analizinde danışanların ortalama %19,7’si, yani yaklaşık beşte biri terapiyi planlanandan önce bırakmıştır. Genç yaş, bırakma riskini artıran etkenler arasında bulunmuştur.[3] Bu bulgu, ilk seanslarda yaşanan rahatsızlığı psikologla açıkça konuşmanın neden önemli olduğunu gösterir: Çoğu zaman sorun bir konuşmayla çözülebilir.
Bir sonraki seansa kadar küçük bir not defteri tutmak işinize yarayabilir: Seanstan sonra aklınıza gelenler, hafta içinde zorlandığınız anlar, sormayı unuttuğunuz sorular. Bu notlar, ikinci seansın başlangıcını kolaylaştırır.

Almanya’da ve Avrupa’da ilk görüşme nasıl işler?
Almanya’da yasal sigorta kapsamındaki terapiden önce her zaman bir psikoterapötik görüşme saati (Sprechstunde) yapılır; ardından tanı için deneme seansları gelir. Randevu 116 117 üzerinden alınabilir. Hollanda’da ilk görüşmeye intake denir. Türkçe online terapide ise ilk seans doğrudan seçtiğiniz psikologla yapılan bu tanışma ve değerlendirme görüşmesidir.
Avrupa’da yaşıyorsanız, “ilk seans” kelimesi hangi yoldan gittiğinize göre biraz farklı bir anlam taşır.
- Almanya: Yasal sigorta kapsamında psikoterapiye başlamadan önce her zaman bir psikoterapötik görüşme saati (psychotherapeutische Sprechstunde) yapılmalıdır. Sonrasında “probatorische Sitzungen” denen deneme seanslarında karşılıklı tanışma ve ayrıntılı tanı sürdürülür. 116 117 randevu hizmeti, başvurudan sonraki bir hafta içinde en fazla dört hafta sonrası için bir görüşme saati ayarlamakla yükümlüdür.[6]
- Hollanda: İlk görüşmeye genellikle “intakegesprek” denir. Huisarts yönlendirmesiyle başvurulan kurumlarda bu görüşme bazen tedaviyi yürütecek kişiden farklı biriyle yapılır.
- Avusturya, İsviçre, Fransa ve Belçika: Sistemler farklıdır, ama ilk görüşmenin içeriği büyük ölçüde aynıdır: başvuru nedeni, öykü, beklentiler ve çalışma çerçevesi.
Türkçe online terapide yol daha kısadır: İlk seansı doğrudan, profilini görerek seçtiğiniz psikologla yaparsınız. Görüntülü görüşmenin değerlendirme açısından bir dezavantaj yaratıp yaratmadığı da araştırılmıştır. Batastini ve arkadaşlarının 57 çalışmayı kapsayan meta-analizinde görüntülü yapılan değerlendirmeler, yüz yüze yapılanlardan farklı kararlara yol açmamış; görüntülü müdahalelerin etkisi de yüz yüze olanlarla büyük ölçüde eşdeğer bulunmuştur.[7] Online terapinin etkisini ayrıntılı olarak Online terapi işe yarar mı? yazısında ele aldık.
Dil de ilk seansta önemli bir rol oynar. Duyguları, aile ilişkilerini ve utanç verici anıları ikinci bir dilde anlatmak, zaten zor olan bir görüşmeye ek bir yük bindirir. Griner ve Smith’in 76 çalışmayı kapsayan meta-analizi, danışanın ana dilinde (İngilizce dışında) yürütülen müdahalelerin, İngilizce yürütülenlere göre iki kat daha etkili olduğunu bulmuştur.[8] Bu, ilk görüşmede kendinizi kendi dilinizde anlatabilmenin neden değerli olduğunu açıklar.
Bağlantıdan ödemeye kadar tüm adımları, bir sonraki adımı atmadan önce görmek isterseniz: Online terapi nasıl olur? Adım adım.
İlk seansta ne konuşulur? Kısa cevaplar
Bir terapi seansı genellikle 50 dakika sürer ve ilk seans da çoğu zaman bu sürededir. Bazı psikologlar ilk görüşme için biraz daha uzun zaman ayırır. Süreyi randevu alırken ya da ilk dakikalarda sormak tamamen yerindedir.
Genellikle hayır. İlk seans bir tanışma ve değerlendirme görüşmesidir. Psikolog sonunda anladıklarını özetleyebilir, ama kesin bir değerlendirme için çoğu zaman birkaç görüşme gerekir. Bir tanı konduğunda da bu, sizi tanımlayan bir etiket değil, çalışmanın yönünü belirleyen bir araçtır.
Bunu olduğu gibi söyleyebilirsiniz: “Nereden başlayacağımı bilmiyorum.” Bu, psikoloğun soru sorarak size yol göstermesi için yeterlidir. Önceden birkaç cümle not almak da işinizi kolaylaştırır. İlk seansta anlatımın düzenli olması beklenmez.
Görüntülü görüşme, psikoloğun yüz ifadenizi ve tepkilerinizi görmesini sağladığı için genellikle tercih edilir. Yine de kamerayı açmak sizi çok zorluyorsa bunu başta söyleyebilirsiniz. Birçok psikolog, ilk dakikalarda sesli başlayıp sonra kamerayı açmanıza alan bırakır.
Evet. Kendinizi anlaşılmış hissetmediyseniz başka bir psikologla devam etmek tamamen sizin hakkınızdır. Araştırmalar, danışan ile terapist arasındaki çalışma ilişkisinin terapinin sonucuyla bağlantılı olduğunu gösterir. Bu yüzden size uygun birini aramak, vakit kaybı değil, iyi bir yatırımdır.
Bireysel terapide ilk seans çoğu zaman yalnızca sizinle yapılır, çünkü bazı konular bir yakının yanında rahat konuşulamaz. Bir yakınınızın da katılmasını istiyorsanız bunu önceden psikologla konuşun. Çift ya da aile terapisinde ise ilk görüşmeye genellikle birlikte katılınır.
Evet, sık görülür. Uzun süre bastırılan konuları dile getirmek, birkaç saat ya da birkaç gün yorgunluk ve hüzün bırakabilir. Bu genellikle geçicidir ve terapinin işe yaramadığı anlamına gelmez. Bu duyguları bir sonraki seansta psikoloğunuzla konuşmak, çalışmanın önemli bir parçasıdır.
Kaynaklar
- Flückiger ve ark., Psychotherapy (2018): The alliance in adult psychotherapy: A meta-analytic synthesis
- Hansen, Lambert ve Forman, Clinical Psychology: Science and Practice (2002): The psychotherapy dose-response effect and its implications for treatment delivery services
- Swift ve Greenberg, Journal of Consulting and Clinical Psychology (2012): Premature discontinuation in adult psychotherapy: A meta-analysis
- American Psychological Association (2017): Ethical Principles of Psychologists and Code of Conduct (Standart 4.02 ve 10.01, 2016 değişiklikleriyle)
- Avrupa Birliği, Genel Veri Koruma Tüzüğü (2016): Regulation (EU) 2016/679 (General Data Protection Regulation), Article 9
- Kassenärztliche Bundesvereinigung, 116117.de (erişim 2026): Psychotherapie: Sprechstunde, probatorische Sitzungen und Terminvermittlung
- Batastini ve ark., Clinical Psychology Review (2021): Are videoconferenced mental and behavioral health services just as good as in-person? A meta-analysis of a fast-growing practice
- Griner ve Smith, Psychotherapy: Theory, Research, Practice, Training (2006): Culturally adapted mental health intervention: A meta-analytic review
